TÜRK VATANDAŞLIĞININ KAYBI

5901 SAYILI TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU KAPSAMINDA
TÜRK VATANDAŞLIĞININ KAYBI
Hukuk sistemimizde Türk Vatandaşlığının kaybı halleri 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı
Kanununun 23. Maddesi ve devamında düzenlenmiştir. Türk vatandaşlığı, seçme hakkının
kullanılması ile ve yetkili makamın kararı ile kaybedilir. Türk vatandaşlığının kazanılmasında
olduğu gibi kaybedilmesine yönelik işler de yurtiçinde İçişleri Bakanlığı tarafından, yurt dışında dış
temsilcilikler tarafından yürütülmektedir.
Türk Vatandaşlığının yetkili makam kararı ile kaybedilmesi çıkma, kaybettirme veya Türk
vatandaşlığına alınmanın iptali olarak 3 şekilde gerçekleşir:
A) Türk vatandaşlığını çıkma belgesi almak suretiyle kaybedecek kişilerin birtakım şartları
sağlaması gerekmektedir. Şöyle ki;
1) Türk vatandaşlığından çıkmak isteyen kişi ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmalıdır.
1) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olması veya yabancı devlet vatandaşlığını
kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunması gerekmektedir. (Bu şart ile kişilerin vatansız
kalmaması amaçlanmıştır.)
2) Bu kişinin herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranmaması gerekmektedir.
3) Hakkında herhangi bir mali veya cezai tahdit bulunmaması gerekmektedir.
Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmak amacıyla Türk vatandaşlığından
çıkmak için izin isteyen kişilerin taleplerinin uygun görülmesi halinde İç İşleri Bakanlığınca
Türk vatandaşlığından çıkma izin belgesi verilir. Kişi, verilen bu izin sonucunda veya
öncesinde yabancı bir devlet vatandaşlığını kazandığını belgelemesi halinde İç İşleri
Bakanlığınca Türk vatandaşlığından çıkma belgesi verilir.
Çıkma izin belgesi, karar tarihinden itibaren 2 (iki) yıl geçerlidir. İzin belgesi alan
kişi, bu süre içerisinde yurt içinde ikamet ettiği yer valiliğine, yurt dışında ise dış
temsilciliklere yabancı devlet vatandaşlığını kazandığına dair bilgi ve belgeleri vermek
zorundadır. Kişi süresi içerisinde yabancı devlet vatandaşlığını kazanamazsa çıkma izin
belgesi geçersiz hale gelecektir.
Çıkma belgesinin ilgiliye imza karşılığı teslimi ile birlikte kişi, Türk vatandaşlığını
kaybeder. Türk vatandaşlığını kaybeden kişinin nüfus aile kütüklerindeki kayıtları kapatılır
ve kayıp tarihinden itibaren yabancı muamelesine tabi tutulurlar.
Eşlerden birinin çıkma izni alarak Türk vatandaşlığını kaybetmesi diğer eşin
vatandaşlığını etkilemez. Türk vatandaşlığını kaybeden ana ya da babanın talebinin
bulunması ve diğer ebeveynin de muvafakat etmesi halinde çocukları da Türk
vatandaşlığını kaybeden ebeveyn ile birlikte Türk vatandaşlığını kaybeder. Ebeveynlerden
diğerinin muvafakat vermemesi halinde hakim kararına göre işlem yapılır. Türk
vatandaşlığını kaybetmesi halinde çocuklar vatansız hale gelecekse çocukların
vatandaşlığı kaybetmesine izin verilmez. Burada da yine amaç kimsenin vatansız
olmamasıdır.
Çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlere bazı haklar tanınmaktadır:
Doğumla Türk vatandaşı olup sonrasında çıkma izni alarak türk vatandaşlığını kaybedenler
ve üçüncü dereceye kadar olan altsoyları, 5901 sayılı Kanunun 28. Maddesinde belirtilen istisnalar
dışında Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam ederler. (Milli güvenliğe
ve Kamu düzenine ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.)
5901 sayılı Kanunun 28. Maddesi kapsamında bulunan kişilerin, seçme ve seçilme, muafen
araç veya ev eşyası ithal etme hakları ile askerlik hizmetini yapma yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin
sosyal güvenliğe ilişkin kazanılmış hakları saklıdır ve bu hakların kullanımında ilgili kanunlardaki
hükümlere tabidirler. 28. Madde kapsamında bulunan kişiler, bir kadroya dayalı ve kamu hukuku
rejimine tabi olarak asli ve sürekli kamu hizmeti görevlerinde bulunamazlar. Ancak kamu kurum ve
kuruluşlarında işçi, geçici veya sözleşmeli personel olarak çalıştırılabilirler. Cumhurbaşkanı gerekli
görmesi halinde üçüncü dereceden itibaren hangi dereceye kadar olan altsoyların bu maddede
tanınan haklardan faydalanabileceğini belirleyebilir.
5901 sayılı Kanunun 28. maddesi hükümlerinden yararlanacak olan altsoyun, üstsoyu ile soy
bağını belgelendirmesi şartı bulunmaktadır. Bu madde kapsamında bulunan kişilere, talepleri
halinde bu maddede belirtilen haklardan faydalanabileceklerini gösteren Mavi Kart düzenlenir. Bu
maddenin sağladığı hakların kullanılmasında Mavi Kartın ibrazı yeterlidir. Kartın ibraz edilememesi
durumunda Kimlik Paylaşımı Sistemi aracılığıyla Mavi Kartlılar Kütüğünden alınacak kayıt örneği
ve uyruğunda bulunulan devlet makamlarınca verilmiş kimlik bilgilerini gösteren belge ile işlem
yapılır. Bu kişilerin kimlik bilgilerinde değişiklik olması durumunda uyruğunda bulunduğu devlet
makamından alınmış eski ve yeni kimlik bilgilerini gösteren belgenin usulüne göre tasdik edilmiş
Türkçe tercümesi ile birlikte ibrazı zorunludur. Bu madde kapsamında bulunan kişilere Bakanlığın
tespit edeceği esaslar çerçevesinde kimlik numarası verilir. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası
aranan yerlerde bu kimlik numarası kullanılır.
B) Bazı eylemleri gerçekleştiren kişilerin resmi makamlarca tespit edilmesi halinde bu kişilerin
Türk vatandaşlığı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kaybettirilebilir.
1) Yabancı bir devletin, Türkiye’nin menfaatlerine uymayan herhangi bir hizmetinde bulunan ve
bu görevi bırakmaları kendilerine yurt dışında dış temsilcilikler, yurt içinde ise mülki idare
amirleri tarafından bildirilerek kendilerine 3 aydan az olmayacak şekilde uygun süre
verilmesine karşın bu süre içerisinde kendi istekleri ile bu görevi bırakmayan kişilerin Türk
vatandaşlığı kaybettirilebilir.
4) Cumhurbaşkanının izni olmaksızın Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin her türlü
hizmetinde kendi istekleriyle çalışmaya devam edenlerin Türk vatandaşlığı kaybettirilebilir.
5) İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanların Türk
vatandaşlığı kaybettirilebilir.
6) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302 nci, 309 uncu, 310 uncu, 311 inci,
312 nci, 313 üncü, 314 üncü ve 315 inci maddelerinde yazılı suçlar nedeniyle hakkında
soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bulunması nedeniyle kendisine
ulaşılamayan vatandaşlar, bu durumun soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı veya
kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde
vatandaşlıklarının kaybettirilmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir. Bakanlıkça Resmî Gazetede
yapılan yurda dön ilanına rağmen üç ay içinde yurda dönmemeleri halinde, bu kişilerin Türk
vatandaşlıkları Cumhurbaşkanı kararıyla kaybettirilebilir.
Türk vatandaşlığının kaybettirilmesi Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede
yayımlandığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Kaybettirme kararları şahsi olup Türk
vatandaşlığını kaybeden kişinin eş ve çocuklarını etkilemez.
C) Türk vatandaşlığını kazanma kararı; Türk vatandaşlığını kazanan kişinin yalan beyanı
veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda
verilmiş ise kararı veren makam tarafından bu kişinin Türk vatandaşlığı iptal edilir. İptal
kararı, karar tarihinden itibaren hüküm ifade eder. İptal kararı ilgili kişiye bağlı olarak Türk
vatandaşlığını kazanan eş ve çocuklar hakkında da uygulanır. Vatandaşlığı iptal edilenler
hakkında 15/7/1950 tarihli ve 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri
Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bunlardan mallarının tasfiyesi gerekli görülen
hallerde bu husus iptal kararında belirtilir. Türk vatandaşlığı iptal edilen kişiler en geç bir yıl
içinde Türkiye'deki mallarını tasfiye etmek zorundadır. Aksi halde, malları Hazinece
satılarak bedelleri nam ve hesaplarına kamu haznedarlığı sistemine dahil bir kamu
bankasına yatırılır. Bu kişiler iptal kararı aleyhine yargı yoluna başvurdukları takdirde
malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır.
2) Türk vatandaşlığının seçme hakkının kullanılması suretiyle kaybedilmesinde ise
aşağıda belirtilen kişiler ergin olmalarından itibaren 3 yıl içerisinde seçme hakkını
kullanarak Türk vatandaşlığından ayrılabilirler:
A) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle doğumla Türk vatandaşı olanlardan
yabancı ana veya babanın vatandaşlığını doğumla veya sonradan kazananlar
B) Ana ya da babadan dolayı soy bağı nedeniyle Türk vatandaşı olanlardan doğum yeri
esasına göre yabancı bir devlet vatandaşlığını kazananlar
C) Evlat edinilme yoluyla Türk vatandaşlığını kazananlar
D) Doğum yeri esasına göre Türk vatandaşı oldukları halde, sonradan yabancı ana veya
babasının vatandaşlığını kazananlar
E) Herhangi bir şekilde Türk vatandaşlığını kazanmış ana veya babaya bağlı olarak Türk
vatandaşlığını kazananlar
Ancak vatandaşlığın kaybı halinde bu kişi vatansız kalacak ise kişi seçme hakkını
kullanarak Türk vatandaşlığından ayrılamaz. Seçme hakkı ile Türk vatandaşlığının kaybı,
bu hakkın kullanılmasına dair şartların varlığının tespitine ilişkin karar tarihinden itibaren
hüküm ifade eder. Eşlerden birinin seçme hakkını kullanarak Türk vatandaşlığını
kaybetmesi diğer eşin vatandaşlığını etkilemez. Türk vatandaşlığından ayrılan ana ya da
babanın talebinin bulunması ve diğer ebeveynin de muvafakat etmesi halinde çocukları da
Türk vatandaşlığından ayrılan ebeveyn ile birlikte Türk vatandaşlığından ayrılır.
Ebeveynlerden diğerinin muvafakat vermemesi halinde hakim kararına göre işlem yapılır.
Türk vatandaşlığından ayrılması halinde çocuklar vatansız hale gelecekse çocukların
vatandaşlıktan ayrılmasına izin verilmez. Burada da yine amaç kimsenin vatansız
olmamasıdır.
Makaleler | Avukat Uğur Azap Antalya Hukuk Ofisi
-
Malvarlığına Karşı SuçlarHırsızlıkTCK Madde 141 Hırsızlık(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun... +Devamını oku
-
Reşit olmayanla cinsel ilişkiTCK Madde 104(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme... +Devamını oku
-
Cumhurbaşkanına hakaretMadde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
-
Hırsızlık Suçu: TCK m.142 Kapsamında Hukuki ve Cezai DeğerlendirmeTürk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi, hırsızlık suçunu düzenleyen ana hüküm olup, bu suç, başkasının malını haksız olarak almayı ve bu şekilde malvarlığına zarar verme fiilini kapsar.TCK m.142/1’de, “bir kimsenin malını haksız olarak alma” suçu tanımlanmış ve bu suçun cezası, hapis cezası ile belirlenmiştir. Hırsızlık suçu, toplumda... +Devamını oku
-
Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı SuçlarYabancı devlet başkanına karşı suçMadde 340- (1) Yabancı devletlerden birinin başkanına karşı bir suç işleyen kişiye verilecek ceza, sekizde biri oranında artırılır. Suçun müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.(2) Fiil, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan ise, soruşturma... +Devamını oku
-
Milli Savunmaya Karşı SuçlarAskerî komutanlıkların gasbıMadde 317- (1) Kanunen yetkili olmadıkları veya Devlet tarafından memur edilmedikleri halde, bir asker kıtasının veya donanmasının veya savaş gemisinin veya savaş hava filosunun veya bir kale veya müstahkem mevkiin veya bir askerî üssün veya tesisin, bir liman veya şehrin komutasını alanlara müebbet hapis cezası verilir.(2) Kanunen yetkili... +Devamını oku
-
Yabancı devlet temsilcilerine karşı suçMadde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç... +Devamını oku
-
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehditMadde 213- (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar... +Devamını oku
-
Devletin Güvenliğine Karşı SuçlarDevletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmakMadde 302- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/36 md.) Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil... +Devamını oku
-
MüstehcenlikMadde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya... +Devamını oku
-
Nefsi Müdafaa (Meşru Müdafaa) Savunması Nasıl Yapılır?Türk Ceza Hukuku Açısından Akademik İnceleme1. GirişTürk Ceza Hukuku’nda nefsi müdafaa (meşru müdafaa), hukuka uygunluk nedenlerinden biri olarak düzenlenmiş olup, saldırıya uğrayan bireyin ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran önemli bir kurumdur. Nefsi müdafaa, hem bireyin temel hak ve özgürlüklerini koruma altına alan bir güvence aracı, hem... +Devamını oku
-
Hak kullanımını ve beslenmeyi engellemeMadde 298- (1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya... +Devamını oku
-
Şahsi cezasızlık veya cezanın azaltılmasını gerektiren sebeplerMadde 273- (1) Kişinin;a) Kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması,b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması,Halinde, verilecek cezada indirim... +Devamını oku
-
İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmakMadde 297- (1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre... +Devamını oku
-
Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlarİhaleye fesat karıştırmaMadde 235- (1) (Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Aşağıdaki hallerde ihaleye fesat karıştırılmış sayılır:a)... +Devamını oku
-
Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla teminiMadde 335- (1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiil, Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin yararına işlenmiş veya Devletin... +Devamını oku
-
Bilişim sistemine girmeMadde 243- (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren veya orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.[1](2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.(3) Bu fiil nedeniyle sistemin... +Devamını oku
-
Hükümlü veya tutukluların ayaklanmasıMadde 296- (1) Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması halinde, bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez.(2) Ayaklanma sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
-
Yabancı devlet temsilcilerine karşı suçMadde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç... +Devamını oku
-
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesiCeza kanunu Madde 98- (1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.(2) Yardım veya bildirim... +Devamını oku
-
Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı SuçlarAnayasayı ihlalMadde 309- (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların... +Devamını oku
-
Memnu Hakların İadesi (Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi) Türk Ceza Hukuku Açısından Akademik ve Bilgilendirici İncelemeGirişCeza hukukunun temel işlevlerinden biri, işlenen suçlara karşı toplum düzenini korumaktır. Ancak ceza infaz sistemi sadece cezalandırma değil, aynı zamanda topluma kazandırma ve yeniden entegrasyon amacını da taşır. Bu bağlamda, mahkûmiyetin bireyin tüm yaşamı... +Devamını oku
-
Hükümlü veya tutukluların ayaklanmasıMadde 296- (1) Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması halinde, bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez.(2) Ayaklanma sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
-
DilencilikMadde 229- (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.(3) Bu suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş... +Devamını oku
-
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesiCeza kanunu Madde 83- (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;a) Belli bir... +Devamını oku
-
Yaralama Suçları ve Cezaları: Türk Ceza Hukukuna Göre Detaylı İncelemeYaralama suçları, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında bireylerin vücut bütünlüğünü koruma altına alan önemli suç tiplerinden biridir. Bu suçlar, failin mağdura fiziksel zarar vermesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Türk hukuk sisteminde, yaralama suçları basit ve nitelikli olmak üzere iki ana kategoride ele alınmaktadır. İşte TCK'... +Devamını oku
-
Güveni kötüye kullanmaMadde 155(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2)... +Devamını oku
-
Ceza Mahkemelerinde Sık Görülen Davalar Nelerdir?Asliye ceza mahkemelerinde görülen, TCK’da düzenlenmiş aşağıdaki suçlarla ilgili davalarla ilgilenirler:Bilgileri halka açık kaynaklardan ve yapay zeka kaynaklı bilgilerden derledik.Yağma (Gasp) suçu (TCK md. 148, 149),Kasten adam öldürme suçu (TCK md. 81, 82),Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçu (TCK md. 87/4),Taksirle ölüme neden olma (TCK... +Devamını oku
-
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı SuçlarCinsel saldırıCeza kanunu Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.(2) Fiilin vücuda organ veya... +Devamını oku
-
25 Temmuz 1989 tarihinde Kırklareli’nde doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Kırklareli’nde, yüksek öğrenimini Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde iyi bir derece ile tamamlamıştır. Avukatlık ruhsatını 2014 yılında İstanbul Barosu’ndan alan Av. Uğur Azap, kısa bir süre Cumhuriyet Savcılığı yapmıştır. 2019 yılından beri Antalya Barosu’na kayıtlı olarak mesleki faaliyetlerini sürdürmekte olup,... +Devamını oku
-
Malvarlığına Karşı SuçlarHırsızlıkTCK Madde 141 Hırsızlık(1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.(2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)Nitelikli hırsızlıkNitelikli hırsızlık TCK Madde 142(1) Hırsızlık suçunun;a) Kime ait olursa olsun... +Devamını oku
-
Hırsızlık Suçu (TCK 141-147)1. Hırsızlık Suçunun Tanımı ve Hukuki DayanağıHırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 141. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun maddesine göre, "Başkasına ait olan taşınabilir bir malı, sahibinin rızası olmadan kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla alan kişi, hırsızlık suçunu işlemiş olur."2. Hırsızlık Suçunun UnsurlarıHırsızlık suçunun oluşabilmesi için... +Devamını oku
-
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeMadde 281- (1) Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından... +Devamını oku
Seiten
Antalya Ceza Avukatı ile Gasp Suçunun Cezası ve Savunma Stratejileri
Antalya Ceza Avukatı olarak gasp suçlarıyla ilgili ceza yargılamalarında sıkça karşılaşılan hukuki sorunları detaylı şekilde ele almak gerekir. Gasp suçu, Türk Ceza Kanunu’na göre cebir veya tehdit kullanılarak bir başkasının malının alınması şeklinde tanımlanır ve ağır bir suç kategorisinde yer alır.
Antalya’da gasp suçuna ilişkin yargılamalar genellikle Ağır Ceza Mahkemelerinde yürütülmekte ve sanıklar ciddi cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Bu nedenle Antalya’da bir gasp suçuyla suçlanan kişi mutlaka deneyimli bir Antalya Ceza Avukatı ile savunma sürecini yürütmelidir. Gasp suçunun temel unsuru, cebir veya tehdidin mal edinmeye yönelik olarak kullanılmasıdır. Antalya Ceza Avukatları, bu unsurun oluşup oluşmadığını olayın delillerine ve tanık beyanlarına göre değerlendirir.
Gasp suçunun temel hali 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırken, nitelikli hallerde bu ceza 10 yıldan az olamaz. Silahla, birden fazla kişiyle, gece vakti veya kişinin kendisini tanınmaz hale getirerek işlenen gasp suçları TCK m.149 kapsamında değerlendirilir.
Antalya Ceza Avukatı olarak uygulamada sıkça karşılaştığımız bir diğer durum, suça teşebbüs halidir; bu durumda cezada indirim yapılması mümkündür.
Failin cebir kullanmasına rağmen malın ele geçirilememesi, gasp suçunun teşebbüs kapsamında değerlendirilmesine neden olur.
Antalya’daki birçok gasp davası, şehir merkezinde, turistik alanlarda veya kalabalık bölgelerde meydana gelmektedir. Bu gibi durumlarda olay yeri kameraları, güvenlik görevlisi tanıkları ve polis tutanakları savunma açısından kritik delillerdir. Antalya Ceza Avukatları bu tür delilleri titizlikle inceleyerek failin suçu işleyip işlemediğini ortaya koymaya çalışır. Eğer failin kastı yoksa veya cebir/tehdit yoksa gasp değil başka bir suç gündeme gelebilir. Gasp suçunda kast, failin malı zorla elde etmek istemesidir; bu yoksa ceza verilmemelidir.
Sanığın eyleminin kendini savunmak amacı taşıdığı durumlarda meşru müdafaa savunması Antalya Ceza Mahkemelerinde sıkça gündeme gelir.
Antalya Ceza Avukatı, olayın detaylarını analiz ederek sanığın meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğini ispat etmeye çalışabilir.
Ayrıca sanığın olayda tahrik altında hareket ettiği durumlarda da ceza indirimi gündeme gelir. Tahrik, gasp suçunun cezasında ciddi indirim sağlar ve failin hukuki durumunu önemli ölçüde etkiler.
Antalya Ceza Avukatları, müvekkillerinin lehine olan bu unsurları etkili biçimde savunma dosyasına yansıtır.
Etkin pişmanlık, gasp suçlarında cezayı azaltan bir diğer önemli husustur. Failin mağdura zararını tazmin etmesi, malı iade etmesi veya suçu kabul ederek adalete yardımcı olması ceza indirimiyle sonuçlanabilir. Antalya Ceza Avukatı olarak bu gibi durumlarda ceza mahkemelerinden cezanın alt sınırdan verilmesi yönünde talepte bulunulabilir. Sanığın sabıkasız oluşu, yaşının küçük olması, olay sonrası pişmanlık göstermesi gibi kişisel haller de cezada etkili olur.
Antalya’daki ağır ceza yargılamalarında, sanığın adli sicil kaydı ve sosyal durumu dikkate alınarak ceza hükmü oluşturulur. Ayrıca Antalya Ceza Avukatlarının uzmanlıkla sunduğu savunmalar sayesinde tutuklama yerine adli kontrol uygulanması da sağlanabilir.
Gasp suçları şikâyete tabi olmadığından savcılık doğrudan soruşturma başlatabilir, bu da sürecin profesyonelce yönetilmesini zorunlu kılar. Antalya Ceza Avukatı, şüphelinin ifadesinden itibaren mahkeme aşamasına kadar süreci hukuka uygun şekilde yürütmelidir. Aksi halde delillerin eksik toplanması, sanığın haklarının ihlal edilmesi veya savunmanın etkisiz kalması durumlarıyla karşılaşılabilir. Bu da sanığın gereğinden fazla cezalandırılmasına veya adil yargılanma hakkının ihlaline yol açabilir.
Antalya’da Ceza Avukatı olarak görev yapan hukukçular, Yargıtay içtihatlarını ve yerel mahkeme kararlarını yakından takip eder. Bu sayede her gasp dosyasına özgü özel bir savunma stratejisi geliştirerek sanığın lehine en iyi sonucu elde etmeyi hedeflerler.
Delil yetersizliği, çelişkili tanık beyanları veya olayın hukuki niteliği doğru belirlenmemişse beraat kararı da mümkündür. Ceza yargılamalarında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi, Antalya Ceza Mahkemeleri nezdinde önemli bir savunma argümanıdır. Gasp suçunun ağır cezai sonuçlar doğurması nedeniyle, Antalya’da bu alanda uzmanlaşmış ceza avukatlarına danışmak şarttır. Uzman bir Antalya Ceza Avukatı, hem savunma hakkını korur hem de sanığın özgürlüğü için en etkili hukuki yolları izler. Bu süreçte delillerin toplanması, tanıklarla iletişim kurulması ve hukuki dilekçelerin zamanında sunulması önem taşır. Gasp suçunda cezai sorumluluğun sınırlandırılması ya da tamamen ortadan kaldırılması, etkin ve bilimsel savunma ile mümkündür. Antalya Ceza Avukatı, müvekkilinin durumu ne olursa olsun adil bir yargılama yapılmasını sağlamaya odaklanır. Antalya’da gasp suçu nedeniyle hakkında dava açılan herkesin hukuki destek alması, hem savunma haklarının korunması hem de daha hafif bir ceza alma açısından kritik öneme sahiptir.